EŞİT MİYİZ?
İsmail Kulakçıoğlu, 02.09.2025
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 1. maddesinde “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdanla donatılmışlardır, birbirlerine kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar” denir.
Ne güzel!
Kulağa da hoş geliyor.
Bütün insanlar özgürlük açısından doğuştan eşittir.
Bütün insanlar onur bakımından doğuştan eşittir.
Bütün insanlar haklar bakımından doğuştan eşittir.
Totaliter yönetimlere baktığımızda gerçekten bütün insanlar özgürlük, onur ve haklar açısından eşit doğar mı?
Akıl ve vicdan sahibi her insanın bu soruya vereceği cevabın belli olduğunu düşünüyorum.
Sovyet devriminin uzun uzun sosyolojik analizleri yapıldı. Kanımca devrimin itici gücü “Kahrolsun istibdat, ekmek ve adalet istiyoruz’” sloganında yatıyor.[i] Rus halkı istibdat (otokrat, baskıcı tek adam) yönetimi altında ezilmişlerdi, bıkmışlardı, kurtulmak istiyorlardı.
Çünkü temel ihtiyaçlarını karışılmaktan yoksundular ve adalet onlar için işlemiyordu.
Irkçılığın olduğu yerde insanların doğuştan eşit olduğunu söyleyebilir miyiz?
Neredeyse torpilsiz resmi bir işin yapılamadığı bir ülkede torpili olmayanların doğarken bile diğerlerine göre eşit haklardan yararlandığını söyleyebilir miyiz? (Geçenlerde dinledim, sadece kariyer yapabilmek için insanlar ücretsiz çalışmak zorunda kalıyor. Belki bu normal gelebilir, ama garip olan insanın ücretsiz çalışabilmek için torpil araması:-)
Malum bazı Müslümanların çoğunlukta yaşadıkları ülkelerde İncil’in tebliği yasaktır. O ülkelere elinize beş tane İncil alıp “Bunları tebliğ etmeye geldim” dediğinizde kafanızı yerinde bulmama olasılığı şaka değil, gerçektir.
Konuya eşitlik bağlamında yaklaştığımızda bu malum olan ülkelerde Hristiyanlar’ın inançlarını seçme, tebliğ etme ve inançlarını sınırlandırmadan yaşama hakkı bakımından eşit olduğunu söyleyebilir miyiz?
Yine malum olan Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ülkelerde insanlar inançlarını resmi şeklide Hristiyan olarak değiştiremezler. Böyle bir talep nedeniyle idam edilebilirler, ibadet yerleri manipüle edilebilir ya da aba altından değnek gösterilerek baskılanabilirler.
Çok şükür bugün Türkiye’de inanç değişikliğinin önünde engel yok.
Ancak,
İnanç akidelerini yerine getirecekleri yer; Hristiyan din adamlarını yetiştirecekleri, Hristiyan İlahiyatı eğitimi verecekleri üniversiteleri konularında Hristiyanlar bu ülkenin “ne yaşar ne yaşamaz” insanlarıdır desek abartı olmaz.
Böyle bir durumda eşitlikten söz edebilir miyiz?
Pişkin değilsek cevap: “Hayır!” olmalı.
İnanç, din, cinsiyet, ırk, dil… ekonomik eşitsizliğin nedenlerini ikiye indirirsek birincisi “Hukukun Üstünlüğünün” ihlal edilmesi, ikincisi adil olmayan bir “hak” anlayışının topluma yutturulmasıdır.
“Hak” dediğimizde, kişinin menfaatlerinin korunmasından; biyolojik, manevi ve duygusal menfaatlerinin adil bölüşümünden söz ederiz.
Aldığı yetkiyi başkalarını sindirmek için kullanılan bir topumda Hukukun Üstünlüğünden, hak’tan, eşitlikten söz edebilir mi?
“Evet” derseniz evet, “Hayır” derseniz hayır olsun!
[i] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ekim_Devrimi (31.01.2021)
